Çok güzel bir program olmuş. Televidyon ailesi adına farklı ve keyifli bir açılım. İçeriği farklılaştırmak ve kaliteyi sürderibilmek adına başarı sağlanmış. İleride Televidyon'da görebileceğimiz yenilikler adına bize heves verdi. Eleştiri olarak ise arkadaşlar tabii yeni olmanın da etkisi ile biraz zorla program yaptırılıyormuş havası veriyorlar. Belki de tarzları Cenk&Erdem'e benziyordur ama sempati ve güleryüz daha iyi olacaktır.
Sırf retro diye mini ile aynı kefeye konmasını pek bir anlamsız buldum. Miniui uzun süre kullandım , 500üde inceledim. Bir bmw aracı ile bir fiat aracı tamamen farklı araçlar . Minideki sürüş karakterinin k'si yok 500'de. Coopes S , GP yi saymıyorum bile. 500 ayrı Mini Apayrıdır.
İlker Pehlivan Gözünü açar, gördüğü ilk şey kırmızı bir Vosvos’un içidir. Tencere kapağını direksiyon, şaşal şişeyi vites yapıp oynamıştır. Çocukluğu evde otururken yoldan geçen, otomobillerin sesinden modelini tahmin etmekle geçer. İlkokul boyunca beş gün evde iki gün otomobilde yatar. Yaşıtları ‘İlker gel lan top oynayalım’ derken o babasının arabasını yıkayıp sinsice kaçırmayı tercih etmiştir. Ergenlik çağı açık oto pazarlarında geçmiştir. Arabaları dikiz aynasından sileceğinden tanır ayıptır söylemesi. Yani çekirdektendir. Ekonomi servisine stajyer olarak girdiği Radikal Gazetesi’nde üç yıl sonra otomotiv editörü olur. 1992’den bu yana kullanmadığı otomobil sayısı 20 parmağından az gibidir. Çerçeveli şekilde duran Ferrari ehliyeti, Ferrari alacağı günü bekler…