Yayın Tarihi: 25/06/2010
Raven Software tarafından geliştirilen ve Activision tarafından dağıtıcılığı üstlenilen Singularity, 29 Haziran 2010'da oyun konsollarımızdaki yerini alacak.
Yönlendireceğimiz karakter Nate Renko. Kahramanımız bir Amerikan pilotu. Adamımız olanı biteni araştırmak üzere adaya indiğinde radyasyon dolayısıyla ufak bir bilinç kaybı yaşıyor ve daha sonra adayı keşfetmeye başlıyor. Bu sırada Time Manipulation Device(TMD) denilen aleti buluyor. Alet ona çeşitli güçler sağlıyor, zamanla özelliklerini keşfediyor. Bu zorlu ve değişime uğramış adada 1950 ve 2010 tarihleri arasında (TMD sayesinde)gidip gelerek olayları çözmeye çalışıyor. Oyunda mücadele edeceğimiz baş düşmanımız adada tekrar araştırmaları başlatıp silah yapımının devam etmesini isteyen Nikolai Demichev olacak gibi. Aynı zamanda düşman Rus askerleri ve adadaki diğerleriyle(burada nelerin geleceği hiç belli olmayacak. Mutasyon bu) de başımız oldukça büyük belaya girecek.
Oyunumuz bir fps-action oyunu. Özel güçlerimiz ve silahlarımız bize oyunda ilerlerken yardımcı olacaklar. Hatta oyunda ilerlerken özel güçlerimizi bulmacaları çözmede de kullanabileceğiz, bazılarında ise kullanmaya mecbur bırakılacağız. Bulmacaların dışında, güçlerimiz, sadece rakibimize taş fırlatmaya yarayacak sanmayın. Yeri geldiğinde, kullanmamız gereken binaya gerekli elektriği sağlayacağız, yeri geldiğinde de karaya oturup harap olmuş bir gemiyi tekrar kullanılabilir hale getirebileceğiz. Fakat bu tarz büyük çaplı kullanımlarda elimizi çabuk tutmanız gerekecek, zira her şey çok hızlı eski haline dönebilir. Ayrıca özel güçlerimizi kullanırken birbiriyle kombineli şekilde de kullanabileceğiz. Onlar da tamamen bizim yaratıcılığımıza kalmış bir olay olacak. Yapımcı firmamız bu denli güçleri bize verirken ölümsüz olmadığımızı hatırlatmak için klasik can barını da oyunumuza enjekte etmiş. Yani canımız azaldığında kendi kendine dolmayacak, bizim sağlık paketi bulmamız istenecek. Bu özelliğin oyunun süresini artıracağını, oyuncuyu yarattıkları dünyayı keşfetmeye zorlayacağını düşünüyor olmalılar. Demek ki yaratılan dünyaya güveniyorlar aynı zamanda da.
Oyun grafik olarak Unreal Engine 3 motorunu kullanıyor. Ama motor gayet başarılı uyarlanmış. Patlama efektleri ve kaplamalar oldukça kaliteli görünüyor. Ayrıca videolardan görüldüğü kadarıyla parçalanabilir bir çevre de bizi bekliyor olacak. Atmosfer ise oyunda çok iyi verilmiş. O yıkılmışlık, harap düşmüş dünya, tam anlamıyla olayları size hissettiriyor.
OYUNUN HİKAYESİ
Karanlıkta, II. Dünya Savaşı’nın bitip, soğuk savaşın başladığı 1950’li yıllarda Sovyet Orduları Generali ve Sovyet Hükümet Başkanı Joseph Stalin iki süper silaha sahipti. Bunlar, Amerika dışında kimsede bulunmayan uzun menzilli füzeler ve atom bombası idi. İstediği anda dünyayı yok edebilecek güç ellerindeydi. Atom bombaları vardı fakat onu taşıyacak güçte bir başlık yapacak teknolojiye sahip değillerdi. Gücü tam anlamıyla kullanmıyorlardı. Oysa Amerika bu teknolojiyi 5 yıl önce bulmuş ve kullanmıştı. Bu da Stalin’in bilim adamları üzerindeki baskısını artırıyordu. Zorla çalıştırılıyorlardı. İçlerinden bozgun çıkaranlar, düzene karşı gelenleri de cezalandırıyorlardı. Stalin’in de bunu yaptığı için kendine göre sebepleri vardı. O da Amerika Birleşik Devletleri’nin ve Rus askeri kanadının baskıları altında bunalmıştı Bir şekilde Amerika’ya karşı üstünlük kurması gerektiğini düşünüyordu ve her ne yapması gerekiyorsa çabuk olmalıydı. O sırada E99 elementi Stalin’e hatırlatıldı. Daha önce bilinmeyen ve korkulan elementin popülerliği bir anda tekrar tavan yaptı. E99 Stalin’in yeni umudu oldu.
E99 Stalin’e sınırsız güç verebilirdi fakat çevreye çok büyük zarar verme riski taşıyordu. Ama Stalin olayın sadece olumlu yönüne bakıyordu ve onun için kabul edilebilirdi. Sovyet insanı için her şeye hazır olduğunu düşünüyordu ve onun için çalışmalara başlanması gerektiği emrini verdi. Tekrar adada çalışmalara başlandı. Araştırmanın başına ise Dr. Barisov getirildi. Araştırmalar ileriye götürüldü, element üzerinde aşama kaydedildi. Fakat Barisov olayların iyiye gideceğini düşünmüyordu. Kendi elleriyle dünyaya kıyameti getirdiğini düşünüyordu. Adada çok sıkı güvenlik önlemleri vardı. Adeta kuş uçurulmuyordu. 1950 yılının 21 Eylül tarihinde araştırma grubunun lideri Dr. Barisov dışarıdan bir elin uzanamayacağını düşünerek, kendi elleriyle E99’u ateşe verdi ve adada “Singularity†denilen büyük bir felaket koptu. Her şey harap oldu. Şimdi ne olacağı belirsizdi. Bir anlamda da Stalin’in planları suya düşmüştü. Ada Stalin’in kararıyla bütün bilinmeyenleri sırları ve gizemiyle karantinaya alındı ve bir daha adadan haber alınamadı…
Ta ki 2010 a kadar. Batı devletlerinde bilirkişi raporları adada bir şeyler döndüğünü ve olayların Sovyet gölgesinde kaldığı öne sürüldü. Dünya’nın Katarga-12 ile ilgili hafızalarında yer alan hiçbir şey yoktu. Rusya’nın güneydoğusunda bulunan bu topraklarda ne vardı, ne olabilirdi, ne olmuştu? Hiçbiri bilinmiyordu. Peki ya, İnsanlık başka bir Çernobil’i göze alabilir miydi? Belki de daha kötüsünü…
Amerika’nın bu sorulara cevabı ise gecikmedi ve gözcü uçaklarını adaya gönderme kararı aldılar. Gözcülere ihtiyaçları vardı ve onlara ŞİMDİ ihtiyaçları vardı.
playstationturk.com